Hipnoz nedir ne değildir? Hipnoz bir uyku durumu değildir. Eğer bir uyku durumu olsaydı o zaman herkes birbirine uyku durumunda yapması gereken değişiklikleri söylerdi ve insanlar değişirdi. Tabi böyle olmuyor. Uykudaki deneyimlenen süreçle trans deneyimi önemli farklılıklar göstermektedir. Kişi derin transa girdiğinde inanılmaz bir şekilde yıllar önce okuduğu kitabın bilmem kaçıncı sayfasının bilmem kaçıncı satırını hatırlayabiliyor. Ya da geçmişinde silmek istediği ve hatırlamak istemediği anıları bir kaç seansta bilinçaltındaki kaynaklardan silebiliyor ve zaman ve durum çarpıtması tekniğiyle bir daha bilincine çıkması engelleniyor ve danışan artık o istenmeyen durumu bir daha deneyimlemiyor. Harika değil mi?

Hipnoz yüzyıllardır insanın gelişimine katabilecekleri yerine korkulan ve açılması sakıncalı kara kutu gibi görülmüştür. Bunun nedeni bazı hipnotistlerin sahne gösterileri, filmlerde hipnozun öcü gibi gösterilmesi ve hipnozu insanları manipüle edici kullanan tutumlardır. Hipnozun insanları yönetmekten çok onlara faydası vardır. Bizim Hipnoz’a bakış açımız biraz daha kişisel gelişim bağlamındadır. Herkesin içinde bilinçdışı dediğimiz, duygularımızı ve davranışlarımızı yöneten bir zihni vardır. Bu yanımızla genelde iletişim kurmayı bilmeyiz. Bu yanımızı akademik eğitimlerle ve genel mantığa uyan ve herkesin kabul edebileceği düşüncelerle hiçe saymışızdır ve bizlere  sanki o yokmuş gibi her şeyi bilinçli yaşıyormuşuz gibi bir dünya yaratılmıştır. Tabi bu yaşamımızda bilinçli isteklerimiz ve onların gerçekleşmediği durumlar oluşmaktadır. Bunlara biz öğrenilmiş çaresizlikler diyoruz. Sigarayı bırakma, kilo verme, alkol içme, sinirlenme vs.

Hipnoz kişilerin öğrenilmiş çaresizliklerinde çok etkili olmaktadır. Örneğin kişi sigara içiyor ve bırakmak istiyor. Bilinçli olarak sigaranın onu öldürdüğünü biliyor ancak içmeye devam ediyor. O zaman bilinçli yana soruyoruz;  her şeyi yönetebiliyorsan ve duygu ve davranışlarını yöneten farklı bir zihinsel yanın yoksa hadi istediğinde sigarayı içmeyi bırak, hadi istediğinde kilolarını ver, o yememen gereken tatlıyı yeme; ya da spor yapmaya başla! Ancak bunları yapamıyoruz işte bunun nedeni de isteklerimizi bilinçli yanımızla, duygu ve davranışlarımızı ise bilinçdışımızla yönetiyor olmamız. Değişmek için bilinçdışımıza ihtiyacımız var. Bilinçdışının bilinçaltımızdaki kaynakları organize ederek davranışlarımızda değişimler gerçekleştirebilme gücü var. Biz Kişisel Gelişim Profesyonelleri olarak kişilerin bilinçli istekleri ile bilinçdışı duygu ve temsil süreçlerini etkileşime geçirerek yaşamlarındaki istekleri ile davranışları arasında denge sağlamalarına yardımcı oluyoruz.

Bilinçdışınızla tanışmak istiyorsanız kendinize sarılın ve içinizdeki çocuğa bir merhaba deyin ve kendinizi öpün. Optimist olun yani olumlu düşünün, içinizdeki çocuğu sevmeye önem verin. Kendimi seviyorum deyin. İşimi seviyorum, hayatımı seviyorum vs. Bunlar doğru olmadığı durumlarda da işe yaramaktadır. Ya da örneğin cevaplarını bilinçli olarak bulamadığınız bir sorununuz var ve nasıllarınızın cevaba ihtiyacı var. O zaman akşam yatmadan bilinçdışım şu konu ile ilgili tüm kaynaklarını kullanarak sabaha kadar araştırma yap ve cevapları bana sabaha kadar bul deyip yaratsanız sabah inanamayacağınız şekilde cevaplar bilincinizde gelecektir.

Bilinçdışını metaforik olarak ata benzetebiliriz. Evet, bir at. Ve bilinçli yanınızı da atı yarışlarda yöneten süvariye. Birbirlerini dengelemeleri çok önemlidir. Ne at kafasına göre bir yerlere gitmeye karar vermeli ne de süvari atın atacağı her adıma karışmalı bu yaşamdaki dengeyi sağlar. Bilinçdışı ile tanışmayan ve onu yönlendirmeyen insanlar nasıl olduğunu bilmedikleri bir yaşam sürerler. Neyi neden yaptıklarını bilmezler. Yaşamlarını pazarlama stratejileri ile başkaları yönetir. Bir oraya bir buraya çekilirler. Bilinçdışı ile iletişime geçildiğindeyse artık arabayı kişinin kendisi kullanmaya başlar. Bu da isteklerle yaşananları  birbirine dengeler.

Size mesajım, bilinçdışınız ile iletişimde olun. Yaşamınızı değiştirebilmeniz ve yönetebilmenizin tek ve en etkin yolu budur.